UÇAKLA OKYANUSU GEÇEN BİR İNSAN, ASLINDA BEYNİNDEKİ UÇAKTA SEYAHAT EDER VE BEYNİNDEKİ OKYANUSUN ÜZERİNDEN GEÇER
Örneğin, uçakla bir ülkeden bir diğerine giden, okyanuslar geçen bir insan aslında beyninde oluşan görüntüler arasında seyahat eder. Havalanının görüntüsü, gürültüsü, uçak saatlerinin anonsu, uçağın motorunun sesi, uçağın havalanırken insanda oluşturduğu his, bulutlar, aşağıda kalan şehir görüntüsü, okyanus, uzaklık hissi, uçak koltuğunun döşemesinin verdiği his... Bunların tamamı beyindeki küçücük algı merkezlerinde algılanır.
Bu noktada karşımıza büyük bir gerçek daha çıkmaktadır: Kilometrelerce aşağıdaki okyanusu gören, uçağın motorunun gürültüsünü duyan, uçak koltuğunun sertliğini hisseden beynin içindeki hücreler, sinirler olamaz.
Peki bu hisleri algılayan kimdir? Materyalistlerin asla cevap veremeyecekleri bu sorunun cevabı, Allah'ın yarattığı ruhtur. Tüm bu hisleri yaşayan ruhumuzdur.
Allah'ın yaratışındaki bu muhteşem sanatı, bu olağanüstü ilmi, sonsuz aklı, benzersiz yaratışı siz de mutlaka daha detaylı öğrenmeli ve bu yaratılış mucizesinden sonuç çıkarmalısınız.
Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre (ecel) olarak yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkar ediyorlar. (Rum Suresi, 8)
MADDENİN DIŞARIDAKİ VARLIĞINA DUYULARIMIZLA ASLA ULAŞAMAYIZ
Şu bilimsel bir gerçektir ki, herkes kafatasının içinde beynine yerleştirilmiş küçücük bir odada yaşar aslında. Hiçbir insan, ne yaparsa yapsın kafatasının içindeki bu odadan dışarı asla çıkamaz. Beyninde gördüklerinin asıllarına asla ulaşamaz.
Bu bilimsel gerçek, Allah'ın yaratışındaki ihtişamı ve benzersizliği göstermesi açısından çok önemlidir. Allah, Hz. Adem'den itibaren, bugüne kadar yaşamış olan tüm insanların beyinlerinde ayrı ayrı hayatlarını yaratmış, milyarlarca insana ayrı ayrı rengarenk, ışıl ışıl, uzaklık hissi olan görüntüler göstermiş, kuş seslerini, en güzel besteleri, büyük bir şelalenin gürlemesini, gök gürültüsünü, arının vızıltısını dinletmiştir. Daha da çarpıcı olanı, Allah tüm algıları o kadar büyük bir uyum ve kusursuzlukla yaratmıştır ki, bu insanların büyük bir çoğunluğu aslında beyinlerinin içindeki görüntüyü seyrettiklerini, beyinlerinin içindeki sesi dinlediklerini farketmemişlerdir. Hep dışarıdaki varlıkları görüp, duyduklarını, onlarla konuştuklarını, onlara dokunduklarını sanmışlardır.
Bu önemli gerçeği unutmayın:
Maddenin aslına asla ulaşamayız. Biz ancak beynimizde gördüklerimizi yaşarız.
DARWINİST-MATERYALİSTLERİN CEVAPLAYAMADIKLARI ÖNEMLİ BİR SORU:
İnsanın gözlerinden, kulaklarından, burnundan gelen uyarılar, elektrik sinyali olarak beyne gider. Peki beyinde, bu elektrik sinyallerini görüntü, ses, koku ve his olarak algılayan kimdir? Beynin içinde göze, kulağa, burna ihtiyaç duymadan tüm bunları algılayan bir şuur bulunmaktadır. Bu şuur kime aittir?
Herşeyin maddeden ibaret olduğunu zanneden Darwinist-materyalistler bu sorulara hiçbir cevap verememektedirler.
Sakın unutmayın Darwinist-materyalist ideolojinin temel iddialarını çökertmek sizin de elinizde.
21. yüzyıl bu gerçeklerin tüm dünyada anlaşılarak kabul edildiği bir yüzyıl olacaktır. Türk milleti aklı, anlayışı ve vicdanı ile bu gerçekleri ilk anlayan ve ilk anlatan millettir.
HER İNSAN, TÜM HAYATINI BEYNİNDEKİ KÜÇÜK MEKANDA YAŞAR
Bu açık ve ilmi gerçeği okuyan her insanın, beynin içindeki birkaç santimetreküplük, kapkaranlık mekana tüm kainatı üç boyutlu, renkli, gölgeli ve ışıklı olarak sığdıran Yüce Allah'ı düşünüp, O'ndan korkup, O'na sığınması gerekir.
DÜNYA HAYATININ GERÇEĞİ, ALLAH'IN BEYNİMİZDE İZLETTİĞİ KADERİMİZDİR
Yolda yürürken esen rüzgarın etkisiyle gözüne toz kaçan bir insan, rahatsız olan gözünü hafifçe kaşıdığında bu gerçeği hissedecektir. Gözünü kaşımasıyla tüm yol görüntüsü, ağaçlar ve arabalar aşağı yukarı gidip gelecektir. Bu, televizyondaki bir görüntünün kayması gibidir. Televizyondaki sistem beyinde de vardır ve insan beynindeki televizyon ekranını seyreden bir insanla aslında aynı konumdadır. Nasıl ki televizyonda ne yayınlanırsa insan onu seyreder, gerçekte de insan kendisine duyuları aracılığıyla gösterilenleri beyninde seyreder.O halde beynin içinde bu görüntüleri gören, soğuk rüzgarı hisseden kimdir? Allah bize bu hisleri algılayan varlığın RUH olduğunu bildirmiştir. Bizim "hayatımız" dediğimiz şey, aslında kaderimizde yazılı olanın, ruhumuza Allah tarafından yaşattırılmasıdır.
BEYNİNİN İÇİNDE OLUŞAN EV GÖRÜNTÜSÜNÜ SEYREDEN KİM?
Bilindiği gibi, gördüğümüz herşey, beynimize ulaşan elektrik sinyallerinin oluşturduğu bir görüntüdür. Gözden gelen uyarılar, beynin görme merkezine ulaşır ve beyin bu küçücük noktada üç boyutlu, rengarenk, derinlik algısının kusursuz olduğu bir görüntü oluşturur. Biyoloji, fizyoloji veya biyokimya kitaplarında bu görüntünün beyinde nasıl oluştuğuna dair birçok detay okursunuz. Ancak, bu konu hakkındaki en önemli gerçeğe hiçbir yerde rastlayamazsınız: Görüntü beyinde oluşur, peki beyinde oluşan görüntüyü kim seyreder? Seyircisi olmayan bir görüntü işe yaramaz. O halde bu seyirci vücudun neresindedir? Beyinde, bu görüntüyü seyreden bir varlığa bugüne kadar rastlanmamıştır.
Beyindeki görüntüyü izleyen etten kemikten oluşan bir varlık değildir. Bu varlık, insanın şuuru, yani ruhudur. Darwinist materyalistler ruhun varlığını kabul etmemek için bu sorudan hep kaçarlar. Konu açıldığında ise panik olarak, anlatan kişiyi susturmaya çalışırlar. Bunu, bir Darwinist-materyaliste bu soruyu sorarak deneyebilirsiniz.
HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
ALLAH BİLMEKSİZİN BİR YAPRAK DAHİ DÜŞMEZ
Toplumun bazı kesimlerinde, çarpık bir kader anlayışı hakimdir. Bu çarpık kader anlayışında, Allah'ın insanlara bir "alınyazısı" belirlediği, ama o insanların kimi zaman bunu değiştirdikleri gibi batıl bir inanış vardır. Örneğin ölümden dönen bir hasta için "kaderini yendi" gibi çok yanlış ifadeler kullanılır. Oysa kimse kaderini değiştiremez. Ölümden dönen kişi, kaderinde ölümden dönmesi yazılı olduğu için ölmemiştir. "Kaderimi yendim" diyerek kendilerini aldatanların bu cümleyi söylemeleri yine kaderlerindedir.
Şahit olduğumuz ya da olmadığımız her türlü olay, Allah'ın bilgisi ve kontrolü altında gelişmektedir.
Kader Allah'ın ilmidir ve tüm zamanları aynı anda bilen ve tüm zamanlara ve mekanlara hakim olan Allah için, herşey kaderde yazılmış ve bitmiştir.
Gaybın anahtarları O'nun katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; Yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır. (Enam Suresi, 59)
... Sen yücesin, bize öğrettiğinden
başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herşeyi bilen,
hüküm ve hikmet sahibi olansın.
(Bakara Suresi, 32)
0 yorum:
Yorum Gönder